Selimiye ve Ayasofya Camilerinin Sembolik Değeri ve Yapısal Özellikleri
İ. Erdoğan’a göre insan, dışarıdan bakıldığında yalnız başına bir bireydir ancak sahip olduğu duygular, inançlar ve düşünce yapısı içinde bulunduğu toplumla paylaşılan değerleridir (Erdoğan,2011). Yusufoğlu, toplumla ilişki içerisinde bulunulan fiziksel çevrenin bir iletişim dili olduğunu ve mimarinin bu insani değerleri takip eden çevreyi okuduğunu belirtmiştir (Yusufoğlu,2006). Mimarlığın bir bina yapma sanatının ötesinde iletişim yöntemi olarak simgelenebilmesi de bu düşünceyi desteklemektedir (Cragoe,2011). Çağlar arası yapı üsluplarının, farklı kültürlerin ve değişik yapı malzemelerinin geçmişten günümüze ve geleceğe aktarılmasını sağlayan mimarlık, başlı başına evrensel ve zamandışı bir iletişim yöntemidir. Sanat ve mimariyi birbirinden ayrılmaz bütünler olarak değerlediren Nasr, iletişimin sembolizim dilinden geçtiğini savunmaktadır (Nasr, 2013). Bu görüşlerden yola çıkarak, geçmişten günümüze toplumların kültürlerini ve inançlarını en bariz okuduğumuz mimari sembollerin ibadet mekânları olduğu söylenebilir, İslami kültür için bu mekânlar camilerdir.
Cami denildiğinde akıllarda ilk beliren mimari elemanların kubbe ve minareler olması, zamanla kültürel inançların mimari ile bütünleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu anlamda gökkubbe ve islami değerler ile bağdaştırılan cami mimarisi Edirne Selimiye Camisinde zirveye taşınmıştır (Şekil 5) (Saz, 2020). Mimar Sinan’ın 80 yaşında tamamladığı ve ‘’ustalık eserim’’ dediği caminin ne denli muazzam bir eser olduğu bu söz ile anlaşılmaktadır. Selimiye Cami merkezi tek kubbe ile tasarlanarak asil bir duruşa sahip olmasıyla dikkat çekmektedir. Her detayında ince ince düşünülmüş olağanüstü tasarımları ve heybetli yapısıyla Türkiye’nin silüetinde yerini alan İslami bir sembol konumundadır. Selimiye’nin mimari tasarımının temeli iç mekân kurgusunu dış mekân ile birleştirerek kubbe ve zeminin karşıtlıklarını bir arada değerlendirmektir (Akışoğlu, 2013). Böylece camiye girenler; büyük sütunların, yarım kubbelerin, narin sütunların ve naif kemerlerin muhteşem kubbeyi taşıyan, sınırların ötesinde bir sonsuzluk olduğunu fark etmektedir (Cansever 2005).
Şekil 5: Selimiye Cami (URL-14).
Mimar Sinan muazzam bir eser ortaya çıkarırken Ayasofya’nın kubbesinden etkilendiği bilinmektedir (Kuban,2011). Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilerek günümüze kadar gelen bir eserdir (Şekil 6). Yapıldığı ilk zamanlar Büyük Kilise anlamına gelen Megale Ekklesia ismi verilmiştir. Ancak 5.yy’dan itibaren kutsal bilgelik anlamında kullanılan Ayasofya (Hagia Sophia) adını almıştır. Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu’nun en büyük kilisesi olmuştur ve katedral işlevi görmüştür. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u 1453’te fethetmesi ile 916 yıldır kilise görevi gören Ayasofya, fetihten hemen sonra, bizzat sultanın imamlık ettiği cuma namazının kılınmasıyla vakfedilmiştir ve cami olarak kullanılmaya devam edilmiştir. Osmanlı devletinin gözde mabetlerinden biri haline gelen Ayasofya, fethin aziz bir hatırası olarak hafızalara kazınmış bir semboldür. Ayasofya 481 yıl boyunca cami olarak kullanılmıştır. Bu süreçte yaşanan depremler ve geçen süre ile tahrip olan yapının çevresine çeşitli destekler ve payandalar inşa edilerek yapı desteklenmeye çalışılmıştır. En son Mimar Sinan tarafından yapılan payandalar ve minareler, yapının destekleri olarak görev görmüştür (Erdoğan, 2012).
Şekil 6: Ayasofya Cami (URL-15).
Tarihte imparatorluklar, zengin sarayları ile dini sembolleri olan kilise ve camilerini muazzam eserler olarak tasarlayarak birbirlerine karşı güç gösterisi yapmaktadır (Yusufoğlu, 2006). Ayasofya, hem kilise mantığında tasarlanan ruhani yapısı ile hem de bir sembol olarak çeşitli ülkelerin dikkatini çekmesi ile sanat sahnesinde yerini almıştır (Turani,2010). Büyük usta Mimar Sinan’ın bile eserlerinde sürekli bir yarış içerisinde olduğu, kubbe büyüklüğü ve tasarım anlamında Ayasofya’yı geçmeye çalıştığı, strüktürel okumalar ve tarihi metinlerde görülmektedir (Necipoğlu, 2013). Selimiye Cami plan şeması olarak Ayasofya’dan farklı bir kurguda tasarlanmıştır. Ayasofya’nın aksine taşıyıcıların boyutları minimum tutularak çevre sınırlar olabildiğince orta hizalarda toplanmıştır. Payanda duvarları, yarım kubbeler ve ağırlık kuleleri Ayasofya’daki gibi ana destek elemanı olarak kullanılmamıştır. Farklı plan şemaları üzerine kurgulanmış iki eserin en benzer özelliği merkezi tek kubbe olmalarıdır. Kubbe çaplarının neredeyse eşit olması, Mimar Sinan’ın Ayasofya büyüklüğünde bir kubbe tasarladığını ancak onu geçmemeyi tercih ettiğini göstermektedir (Kuban,2011). Sembolik sanat eserleri olan Ayasofya ve Selimiye’nin statik ve yapı tekniği ile birbirinden ayrılarak yapısal özellikleri tablo üzerinde verilmiştir (Tablo 1).
| Camilerin Yapısal Özellikleri |
Selimiye Cami |
Ayasofya Cami |
| İnşa edildiği tarih ve yeri |
1569-1575 yılları arasında Edirne’de inşa edilmiştir. |
532-537 yılları arasında İstanbul’da inşa edilmiştir. |
| Mimarı |
Mimar Sinan |
İsidoros ve Anthemios |
| Caminin Yüz Ölçümü |
2.475 m2 |
7500 m2 |
| Kubbenin Yerden Yüksekliği |
49 m |
55.60 m |
| Kubbenin Çapı |
Tam oval yapısı ile 32 m |
Elips yapısı ile kubbe çapı 30.80m ile 31.9m arasındadır. |
| Minarelerin Yüksekliği |
4 adet eşit minare yüksekliği 72 m |
4 adet minarenin 2si aynı özelliklerdedir. Sırasıyla 37.90m, 39,70 m ve 33.60m yüksekliğindedir (Çarhoğlu, Usta, Kokmaz, 2013). |
| Minarelerin Çapı |
4 eşit minare çapı 3.80 m |
4 adet minarenin 2si aynı özelliklerdedir. Sırasıyla 4.70m, 3.10m ve 3.30 m çapındadır (Çarhoğlu, Usta, Korkmaz, 2013) |
| Şerefe Sayısı |
Her minarede 3’er adet |
Her minarede 1’er adet |
| Ağırlık Kuleleri ve Strüktürel Destek Elemanları |
Merkezi kubbe, onikigen formdaki 8 adet payanda ile taşınmaktadır. |
Merkezi kubbe 40 adet payanda ile taşınmaktadır. Yapı kütlesinin 4 tarafında farklı zamanlarda eklenen toplam 24 adet payanda bulunmaktadır. |
Pencere Boşluğu
|
Cephede 32 büyük pencere ve çok sayıda küçük pencere bulunmaktadır. |
Yapının cephesinde çok sayıda küçük pencere bulunmaktadır. |
| Sütun sayısı |
Merkezi kubbe iç mekânda 8 adet onikigen sütun ile taşınmaktadır. Avlu içinde ortalama çapı 60cm olan 16 adet sütun ve yapı kütlesinin dış çevresindeki revaklarda toplam 24 adet sütun bulunmaktadır. |
Merkezi kubbe iç mekânda 8 adet sütun ile taşınmaktadır. Ayasofya’da en büyüklerinin yarıçapı 1,5m olan toplam 107 sütun bulunmakta olup sütunlar iç mekânda tasarlanmıştır. |
Tablo 1: Selimiye ve Ayasofya Camilerinin Yapısal Özellikleri (Kuban, 2011) (Erdoğan, 2012).
Selimiye Cami, Ayasofya Cami, Selimiye Cami maketi, Ayasofya Cami maketi, Mimari özellikler, Merkezi Kubbe, Kubbe, Minare, Sütun, Narin Yapı Elemanı, Tarihi Yapı